Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

KAYA’DAN MUĞLA’DA ÇARPICI AÇIKLAMALAR: UYUŞTURUCU, EĞİTİM, ÇEVRE VE EKONOMİ GÜNDEMDE

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, CHP Muğla İl Başkanlığı’nda düzenlediği basın açıklamasında Muğla’nın çevre, tarım, turizm, su, ulaşım, sosyal belediyecilik ve eğitim alanındaki sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kaya, uyuşturucuyla mücadeleden okullardaki güvenlik uygulamalarına, rehber öğretmen ihtiyacından gençlerin karşı karşıya kaldığı ekran bağımlılığı ve sanal kumar sorununa kadar birçok başlıkta açıklamalar yaptı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, CHP

“Muğla mücadele ve direniş kentidir”

Muğla’nın tarihsel kimliğine vurgu yapan Kaya, kentin Kuvayı Milliye ve Müdafaa-i Hukuk hareketleri açısından taşıdığı öneme değindi. Cumhuriyet tarihinde Muğla’dan yetişen devlet ve siyaset insanlarını hatırlatan Kaya, Mustafa Hilmi Uran’ın siyasi yaşamına ilişkin bilgiler verdi.

Kaya, CHP Parti Okulu kapsamında gerçekleştirilecek Muğla İl Yönetici Eğitimi’ni Mustafa Hilmi Uran ile Datça’da yaşamış şair Can Yücel’in anısına armağan ettiğini söyledi.

Muğla’nın tarihinin teslimiyet yerine mücadele ve direniş kültürünü yansıttığını ifade eden Kaya, bu anlayışın kentin bugünkü çevre ve sosyal sorunları karşısında da sürdürülmesi gerektiğini belirtti.

“Orman güvenliği programı başlatacağız”

Muğla’nın çevre sorunlarına da değinen Kaya, Akbelen, Yatağan ve Milas’taki mücadelelere dikkat çekti. Kömür madenciliği nedeniyle ağaçların kesilmesi, zeytinliklerin üzerindeki maden baskısı, termik santrallerin çevresel yükü ve orman alanlarının madencilik ile turizm yatırımlarına açılması konularının yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi.

Her yaz yaşanan orman yangınlarının ardından yalnızca yangına müdahalenin yeterli olmadığını belirten Kaya, yangın öncesinde alınacak önlemlerin önemine dikkat çekti. Kaya, orman yangınlarıyla mücadelede belediyeler, kamu kurumları, üniversiteler, meslek odaları ve orman köylülerinin birlikte çalışacağı bir yapı oluşturulması gerektiğini ifade ederek “Muğla Orman Güvenliği Programı”nı gündeme getirdi.

Program kapsamında riskli bölgelerin önceden belirlenmesi, orman yollarının, su depolarının ve müdahale noktalarının hazırlanması gerektiğini dile getirdi.

Kıyılar için “kamu yararı” vurgusu

Muğla’nın yalnızca ormanlarıyla değil kıyılarıyla da önemli bir baskı altında olduğunu söyleyen Kaya, vatandaşların denize erişiminin ekonomik veya idari gerekçelerle engellenemeyeceğini savundu.

Kıyı yönetiminde kamu yararı, şeffaflık ve halkın erişim hakkının temel ilkeler olması gerektiğini ifade eden Kaya, Muğla’nın koyları, sahilleri ve denizlerinin birkaç işletmenin değil toplumun ortak mirası olduğunu söyledi.

Milli Emlak uygulamaları, özelleştirmeler, kamu taşınmazlarının el değiştirmesi ve kamu arazilerinin satışında belediyelerin yetki ve paylarının zayıflatılması konularının da takip edilmesi gerektiğini belirten Kaya, kamu arazilerinin imar rantı ve plansız yapılaşmaya açılmasına karşı olduklarını dile getirdi.

“Enerji dönüşümünde işçiyi işsiz bırakmayacağız”

Yatağan Termik Santrali ve bölgedeki madencilik faaliyetlerine de değinen Kaya, enerji dönüşümünün yalnızca çevre politikası olarak ele alınamayacağını söyledi.

Termik santraller ve madenlerde yaşanabilecek dönüşümden etkilenecek işçilerin korunması gerektiğini belirten Kaya, enerji dönüşümünün işçiyi işsiz bırakmadan gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade etti. Kaya, sendikalar, belediyeler, üniversiteler, meslek odaları ve kamu kurumlarının aynı masa etrafında buluşması gerektiğini söyledi.

“Emeği ve doğayı birlikte koruyacağız” mesajı veren Kaya, hem çevrenin hem de işçilerin haklarının korunması gerektiğini vurguladı.

Çiftçiye “üretimden vazgeçmeyin” çağrısı

Muğla’nın tarımsal üretim potansiyeline de dikkat çeken Kaya, zeytin, zeytinyağı, narenciye, incir, bal ve arıcılığın kent ekonomisindeki önemine değindi.

Üreticilerin artan mazot, gübre, ilaç, elektrik ve işçilik maliyetleri nedeniyle zorlandığını ifade eden Kaya, bazı üreticilerin ürününü dalında bırakma riskiyle karşı karşıya kaldığını söyledi.

Üreticilerin ürünlerini yalnızca ham madde olarak değil, katma değerli ürünlere dönüştürerek değerlendirmesi gerektiğini belirten Kaya, çiftçilere ve üreticilere “üretimden vazgeçmeyin” çağrısında bulundu.

“Denizi korumak balıkçıyı da korumaktır”

Muğla’nın aynı zamanda önemli bir deniz kenti olduğunu ifade eden Kaya, kıyılara ve denizlere erişimde yaşanan sorunların yanı sıra küçük ölçekli balıkçılar ile deniz emekçilerinin durumuna da dikkat çekti.

Denizlerin kirlilikten, kontrolsüz yapılaşmadan ve ekosistemi tahrip eden uygulamalardan korunması gerektiğini belirten Kaya, çevrenin korunmasıyla balıkçılık, turizm ve gelecek kuşakların yaşam hakkının birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.

Turizmde “4 ay” eleştirisi

Muğla’nın Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden biri olduğunu belirten Kaya, turizm hareketliliğinin kentte yaşayanların günlük hayatına getirdiği sorunlara da dikkat çekti.

Konut kiralarının yükselmesi, trafik yoğunluğu, ulaşım, sağlık, atık su ve su kaynakları konularının Muğla’nın temel sorunları arasında bulunduğunu ifade eden Kaya, kentte yalnızca turistlerin değil yılın büyük bölümünde Muğla halkının yaşadığını söyledi.

Yaz nüfusuyla kış nüfusu arasındaki farkın yerel yönetimlerin hizmet ve kaynak planlamasında önemli bir sorun oluşturduğunu belirten Kaya, özellikle Bodrum ve Milas’taki su kaynaklarının durumuna dikkat çekti.

Artezyen kuyularının kurumaya başlamasını plansız yapılaşma ve düzensiz su kullanımıyla ilişkilendiren Kaya, su kaynaklarının gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini söyledi.

“Kadınlar ve çocuklar daha fazla etkileniyor”

Konut, ulaşım ve diğer kent sorunlarının kadınlar ve çocuklar üzerinde daha ağır sonuçlar doğurduğunu belirten Kaya, sosyal belediyecilik anlayışında kreş ve kadınların ekonomik yaşama katılımına yönelik uygulamaların önemine değindi.

Her ilçede ihtiyaca göre erişilebilir ve nitelikli kreşlerin kurulması gerektiğini ifade eden Kaya, kadınların ekonomik hayata katılımını desteklemek amacıyla kooperatiflerin yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.

Sosyal belediyeciliğin insanların zor günlerinde yanında olmayı gerektirdiğini belirten Kaya, özellikle kadınlar ve çocuklara yönelik sosyal politikaların güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Uyuşturucu ve okullar: “torbacıyı yakalayarak mücadele edemezsiniz”

Kaya’nın açıklamasında en dikkat çeken bölümlerden biri ise uyuşturucu, sanal kumar, ekran bağımlılığı ve okullardaki güvenlik uygulamalarına ilişkin değerlendirmeleri oldu.

Eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte gençlerin karşı karşıya olduğu risklere dikkat çeken Kaya, uyuşturucuyla mücadelenin yalnızca sokaktaki satıcıların yakalanmasına indirgenemeyeceğini savundu.

Uyuşturucunun Türkiye’ye giriş kanallarının araştırılması gerektiğini belirten Kaya, uyuşturucuyla mücadele için “torbacıyı yakalamak” yerine daha geniş kapsamlı bir mücadele yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Kaya ayrıca çocukların ekran bağımlılığından ve sanal kumardan korunması gerektiğini belirterek cep telefonlarının çocuklar açısından kumar ve bağımlılık riskleri taşıyan bir alana dönüşebildiğini ifade etti.

“Okullara silahlı güvenlik görevlisi koyarak sorunu çözemezsiniz”

Okullardaki güvenlik politikalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kaya, yalnızca güvenlik görevlisi görevlendirilmesinin uyuşturucu ve diğer bağımlılık sorunlarını çözmeyeceğini savundu.

Kaya, okullarda psikolojik danışman ve rehber öğretmenlerin daha etkin şekilde görev yapması gerektiğini belirterek, öğrencilerin yalnızca güvenlik tedbirleriyle değil eğitim ve psikolojik destek mekanizmalarıyla korunabileceğini söyledi.

Okul bahçelerinde silahlı güvenlik görevlilerinin bulunmasına ilişkin eleştirilerini dile getiren Kaya, okulların öncelikle eğitim yuvaları olduğunu vurguladı.

Kaya, uyuşturucuyla mücadelede asıl hedefin uyuşturucunun kaynağına ve dağıtım zincirine yönelik mücadele olması gerektiğini belirterek, yalnızca öğrencilerin okul girişlerinde aranmasının sorunun tamamını çözmeyeceğini ifade etti.

“500 öğrencili okulda bir rehber öğretmenle bu sorunları çözemezsiniz”

Uyuşturucu sorununun yanı sıra sanal kumar, akran zorbalığı ve ekran bağımlılığının da öğrenciler açısından önemli riskler oluşturduğunu belirten Kaya, bu sorunların çözümünde rehber öğretmenlerin rolüne dikkat çekti.

Atama bekleyen 25 bin rehber öğretmen bulunduğunu öne süren Kaya, 500 öğrencili bir okulda tek bir rehber öğretmenle bu sorunların çözülmesinin mümkün olmadığını savundu.

Okullarda psikolojik danışmanların bulunması gerektiğini belirten Kaya, ayrıca okulların Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile koordinasyon kurabilecek uzmanlara sahip olması gerektiğini söyledi.

Kaya’nın eğitim politikalarına ilişkin açıklamalarında, güvenlik merkezli yaklaşım yerine öğrencilerin sosyal, psikolojik ve akademik ihtiyaçlarını dikkate alan bir sistem kurulması gerektiği mesajı öne çıktı.

“Temizlik görevlisi yoksa eğitimden bahsedemezsiniz”

Eğitimde yalnızca öğretmen atamalarının değil, okulların fiziki ve sosyal ihtiyaçlarının da karşılanması gerektiğini belirten Kaya, öğretmen atamalarının yapılması gerektiğini söyledi.

Ücretli öğretmenlerin çalışma koşullarının yeniden düzenlenmesi gerektiğini savunan Kaya, okullardaki temizlik personeli ve temel ihtiyaçlara da dikkat çekti.

Bir okulda temizlik görevlisinin veya temel temizlik malzemelerinin bulunmamasının eğitim ortamını doğrudan etkilediğini belirten Kaya, öğrencilere yönelik sosyal desteklerin de artırılması gerektiğini ifade etti.

Kaya, bu yaklaşımı “Kamusal Eğitim Cumhuriyeti” olarak adlandırdıkları eğitim anlayışıyla ilişkilendirdi.

“Şeffaflığı önce kendi belediyelerimizde yapacağız”

Açıklamasında CHP’li yerel yönetimlerin sorumluluklarına da değinen Kaya, merkezi yönetimin eleştirilmesinin yeterli olmadığını, belediyelerin de kendi yetki alanlarında hesap verebilir olması gerektiğini söyledi.

Kıyı, imar, ulaşım, su, çevre ve sosyal politikalar başta olmak üzere belediyelerin çalışmalarının şeffaf, katılımcı ve denetlenebilir olması gerektiğini belirten Kaya, kendi belediyelerinin de aynı standartlara uyması gerektiğini vurguladı.

Kamu kaynaklarının kullanımında belediye başkanlarının kentin sahibi değil, halkın emanetçisi olduğunu ifade eden Kaya, halkın parasını kullanan yerel yönetimlerin halka hesap vermesi gerektiğini söyledi.

“Muğla’nın sorunlarının kaynağı yanlış tercihler”

Muğla’nın sorunlarının yalnızca kaynak yetersizliğiyle açıklanamayacağını savunan Kaya, temel meselenin yönetim ve tercihlerin belirlenme biçimi olduğunu söyledi.

Kaya; ormanların, zeytinliklerin, kıyıların, emeğin, öğrencilerin, öğretmenlerin, kadınların ve çocukların korunmasına yönelik politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.

Turizmin dört mevsime yayılması, tarımsal üretimin güçlendirilmesi, doğal alanların korunması ve kentte yaşayanların yaşam koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini ifade eden Kaya, Muğla’nın bu alanlarda önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.

Kaya’dan ekonomi ve “yedili çete” açıklaması

Basın açıklamasının son bölümünde ekonomik gelişmelere ve tasarruf sahiplerinin yaşadığı mağduriyet iddialarına değinen Kaya, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e yönelttiğini belirttiği yedi soruyu Muğla’dan tekrar gündeme getirdi.

Kaya, söz konusu soruların hangi otorite veya siyasi gücün sürece müdahale ettiği, bu süreçte kimlerin ne kadar kazanç sağladığı, denetim kurumlarının neden görevlerini yapmadığı, mağduriyetlerin nasıl giderileceği, kaç kişinin tasarruflarının risk altında olduğu, toplam risk tutarının ne olduğu ve ilgili kişilerin mal varlıklarına tedbir uygulanıp uygulanmayacağı başlıklarında olduğunu söyledi.

Tasarruf sahiplerinin mağduriyetlerinin giderilmesi ve kamu zararına ilişkin iddiaların araştırılması gerektiğini savunan Kaya, CHP’nin bu konudaki mücadelesinin süreceğini ifade etti.

Muğla’daki belediyeler ve parti değiştiren isimler de gündemde

Basın toplantısının soru-cevap bölümünde ise CHP’nin Muğla’daki belediyelerinin durumuna ve milletvekili bulunmamasına ilişkin soru yöneltildi.

Kaya, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP’nin Muğla Büyükşehir Belediyesi dahil çok sayıda belediyeyi kazandığını hatırlatarak, CHP’den seçilip daha sonra başka siyasi yapılara geçen isimleri eleştirdi.

Partiden ayrılan kişilerin seçildikleri görevleri de bırakmaları gerektiğini savunan Kaya, seçmenlerin kişilere değil CHP’nin parti kimliğine, altı okuna ve Atatürk ilkelerine oy verdiğini söyledi.

Kaya, siyasi parti değiştirmenin siyaset açısından doğru bir yöntem olmadığını ifade ederek, seçildikleri partiden ayrılanların görevlerini halka iade etmesi gerektiğini dile getirdi.

“Seçildiğiniz makamları da bırakın”

Milletvekillerinin de siyasi parti değiştirme konusunda mevcut yasal düzenlemelerin arkasına sığınmaması gerektiğini savunan Kaya, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu üzerinden değerlendirmelerde bulundu.

Kaya, kişilerin siyasi görüşlerinin değişebileceğini ve farklı bir siyasi çizgiyi savunabileceklerini belirterek, ancak seçildikleri makamların da bu durumda bırakılması gerektiğini söyledi.

Açıklamasını Cumhuriyet Halk Partisi’nin mücadele anlayışına vurgu yaparak tamamlayan Kaya, doğanın, emeğin, üreticinin, öğrencilerin, öğretmenlerin, kadınların ve çocukların korunmasına yönelik politikaları savunacaklarını ifade etti.