
Aydın ve Muğla sınırları arasında yer alan Latmos’taki madencilik faaliyetlerine ilişkin açılan davada karar çıktı. Milas’ın Kayabükü Mahallesi yakınlarında Kale Maden tarafından kurulması planlanan kırma-eleme tesisi için verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı, mahkeme tarafından hukuka aykırı bulunarak iptal edildi.
Muğla Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından 23 Nisan 2025 tarihinde verilen karar, Kayabükü sakinleri tarafından yargıya taşındı. Davada Latmos Platformu üyesi hukukçu Mehmet Cilsal tarafından hazırlanan dilekçe kullanılırken, Muğla Büyükşehir Belediyesi de davacı taraf yanında müdahil oldu.
BİLİRKİŞİLER SAHADA İNCELEME YAPTI
Mahkeme, projenin çevresel etkilerinin teknik açıdan değerlendirilmesi amacıyla keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verdi. 19 Aralık 2025’te gerçekleştirilen saha incelemesinin ardından hazırlanan rapora, tarafların itirazları üzerine ek değerlendirmeler de yapıldı.
Bilirkişi raporlarında, proje tanıtım dosyasında çevresel etkilerin bazı başlıklarda yeterli şekilde ortaya konulmadığı belirtildi. Özellikle tesisin çalışması sırasında oluşacak nakliye trafiği, hava kirliliği, su kaynakları, zeytinlikler, orman alanları ve biyolojik çeşitlilik bakımından eksikliklere dikkat çekildi.

YILDA 316 BİN TON MALZEME TAŞINACAK
Mahkeme kararında öne çıkan başlıklardan biri, tesisin ihtiyaç duyacağı hammaddenin taşınması oldu. Bilirkişi değerlendirmesine göre tesise dış sahalardan yıllık yaklaşık 316 bin 627 ton malzeme taşınması planlanıyor.
Raporda, bu taşımacılığın oluşturacağı trafik yoğunluğunun yanı sıra güzergâhlarda meydana gelebilecek toz ve PM10 emisyonlarının yeterince değerlendirilmediği ifade edildi. Hava kalitesine ilişkin hesaplamaların da gerçek saha koşullarını yeterince yansıtmadığı tespit edildi.
Kamyon trafiğinin Kayabükü yerleşim alanları ve çevredeki tarım arazileri ile zeytinlikler üzerindeki olası etkileri de bilirkişi raporunda ele alındı.
SU KAYNAKLARI İÇİN AYRINTILI ÇALIŞMA YAPILMADI
Projenin su kaynakları üzerindeki etkisi de mahkemenin değerlendirdiği konular arasında yer aldı.
Bilirkişi incelemesinde, proje bölgesinin fay hatları ve çatlaklı-kırıklı jeolojik yapısı nedeniyle hidrojeolojik açıdan özel özellikler taşıdığı belirtildi. Proje tanıtım dosyasında kaynak, pınar, çeşme ve kuyular gibi su kaynaklarının etkilenmesi durumunda aynı miktar ve kalitede su sağlanacağı yönünde taahhütler bulunmasına rağmen, projenin mevcut su kaynaklarını nasıl etkileyeceğine ilişkin yeterli teknik çalışmanın yapılmadığı kaydedildi.
Bilirkişiler, söz konusu taahhütlerin yalnızca genel ifadelerden oluşmasının yeterli olmadığı, uygulanabilir ve mali boyutları ortaya konulmuş somut projelendirmelerin bulunması gerektiği görüşünü bildirdi.

338 AĞACIN KESİLMESİ ÖNGÖRÜLÜYOR
Proje alanının orman niteliğindeki bölgede bulunması da kararın önemli gerekçelerinden biri oldu.
Yaklaşık 3,84 hektarlık alanda kurulması planlanan tesis kapsamında farklı kullanım alanlarının oluşturulması öngörülürken, proje tanıtım dosyasında toplam 338 ağacın kesileceği belirtildi. Bilirkişi ise dosyada yer alan ağaç sayısına ilişkin hesabın hatalı olduğunu değerlendirdi.
Sahanın verimli fıstık çamı ormanlarıyla çevrili olduğu ve bölgedeki orman ekosistemiyle bütünlük taşıdığı ifade edildi. Alanın, farklı orman ekosistemlerini birbirine bağlayan bir ekolojik koridor niteliğinde olduğu da raporda yer aldı.
Bilirkişiler ayrıca yaban hayatının korunması, alternatif yaşam alanlarının oluşturulması ve faaliyet sonrasında alanın rehabilitasyonuna ilişkin çalışmaların yeterli düzeyde ortaya konulmadığına dikkat çekti.
ENDEMİK TÜRLER İÇİN DE RİSK TESPİTİ
Proje sahasının biyolojik çeşitlilik bakımından hassas bir bölgede bulunduğu da bilirkişi raporlarına yansıdı.
Bölgede nesli tehlike altında bulunan ve endemik özellik taşıyan Milas lalesi ile birlikte farklı bitki türlerinin yaşam alanlarının bulunduğu belirtildi. Latmos’un içerisinde yer aldığı Batı Menteşe Dağları Önemli Doğa Alanı’nın çeşitli endemik ve tehdit altındaki canlı türlerine ev sahipliği yaptığı kaydedildi.
Bilirkişi, mevcut proje dosyasıyla “ÇED Gerekli Değildir” kararının biyolojik açıdan yeterli teknik ve bilimsel dayanağa sahip olmadığı sonucuna vardı.

MAHKEME KARARIYLA İPTAL EDİLDİ
Mahkeme, bilirkişi raporlarını kararına esas aldı. Kararda; nakliye faaliyetlerinin çevresel etkilerinin yeterince değerlendirilmemesi, hava kalitesi modellemelerindeki eksiklikler, kümülatif çevresel etkilerin yeterince ortaya konulmaması, zeytinliklere yönelik risklerin ayrıntılı biçimde incelenmemesi ve orman yangınlarına ilişkin yeterli acil eylem planının bulunmaması gibi hususlara dikkat çekildi.
Tüm değerlendirmeler sonucunda, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin alınacak önlemlerle birlikte kabul edilebilir seviyede olduğunun bilimsel ve teknik açıdan ortaya konulamadığına hükmeden mahkeme, 23 Nisan 2025 tarihli “ÇED Gerekli Değildir” kararını iptal etti.
Karar, Latmos bölgesindeki madencilik faaliyetlerine karşı yürütülen hukuki mücadelede yeni bir aşama olarak değerlendirildi. Latmos Platformu da kararın ardından yaptığı açıklamada, Kayabükü’ndeki dava ile birlikte bölgede madencilik faaliyetlerine karşı açtıkları davalardan birini daha kazandıklarını duyurdu.
